« Önceki |

21/9/2009

ekinoks

uzun zamandır yazmıyorum. birikmiş düşünceler.

scorpions tan still loving you diye bi şarkı dinliyorum şu anda. çok güzel şarkı bana göre.

ramazan bayramı 2. gün. şeker bayramı denmesinden de hiç hoşlanmam. kurban bayramının bi versiyonu haline getiriyo bu işi ve nedense ramazanla işi olmayanlar diyormuş gibi geliyor bana. tabi bunun bi araştırmasını yapmadım oruç tutan bi insan da diyo olabilir. ama yani oruç tutmaya gelince kimse olmuyor da bayrama gelince herkes coşuyor. insanlar ne garip! hadi oruç tutmuyorsun bari tutanı düşün. saygı kalmamış. bazılarına pek bağnaz bi fikir gibi gelebilir ama bence istanbulu bu kadar sel vurmasının sebebi de ramazanın bu kadar yok sayılmasıdır. hiç mi tutan yok arkadaş diyenlere de kurunun yanında yaş da yanar diyebilirim. sonuç olarak şuraya geleceğim; oruç tutmayanlar bayram da yapmasınlar ya! evet! o kadar komik geliyor ki bana oruç tutmayan bir insanın bayram ruhunu yaşaması. tutamayanları bu durumun dışında tutuyorum elbette. sağlık ayrı bir konu. ben sadece bilerek isteyerek tutmayanlardan bahsediyorum.

bir gün iftara gittik. o sokağın alkol kokusundan midem bulandı yüzümden ateşler çıktı. ramazanda!

anlayamadığım da şu; hadi inanmayan zaten inanmıyor. ya bi insan nasıl Allah' ın varlığına ve birlğine inanır da böylesine sapkın olur? aklım almıyor doğrusu.

................................................................................................................................................

efendim myspace ile lastfm de kapatılmış doğrusu kendi mütevazı blog sayfamın da kapatılmasından korkmaya başladım.

..................................................................................................................................................

cem in de onun sempatizanlarının da.....

.................................................................................................................................................

diyete başladım. zor zor. 53 kilonun 3 ünü bile versem başarıdır.

.................................................................................................................................................

okul başlıyor artık. korkmuyorum desem yalan olur. o tiksindirici dersler daha şimdiden üstüme üstüme geliyor ve ben ortalamamın düşmesinden endişeliyim.

..................................................................................................................................................

insan karar verirken hangisi doğru hangisi yanlış bilemiyor. giriyor bir yola. kaderle ilgili o bitmez problemlerim çözüldü sonunda. bugünleri de görecekmişiz. bazı şeyler doğru orantılı. mesela üst katlara çıkmakla zihnin berraklaşması

..................................................................................................................................................

ordan burdan bu kadar konuştuğum yeter. bu sayfayı okuyanlar kusura bakmasın bu kadar konudan konuya atladığım için. hiç bir edebi değeri olmamakla birlikte düşüncelerimi paylaştım.

25/8/2009

kayboluş ve unutmak

bir insana bırakılmış olan keder
ve kelimelerin kalbi...

ne kadar inceydi unutmak ve sonu
o kadar beyazdı anımsamanın;
nasıl da unutmayı unuttuk;
sadece onu mu, sadece onu
değil elbet, ve başka şeyleri de:
                                          nisyan'ı
                                           feramuş'u
                                             ve oblivion'u...

unuttuk! bu atıklar arasında
neyi geri kazandık ki?
hüznü mü ki?

ah benim güzel 'belki' lim!
o 'belki' belki de benim;
ki öyle karardı aynalar,
çoktan yitirdik hayali...

ben daima birlikte edinirim;
spleen' i ve melal' i...


                                                                                                               hilmi yavuz

21/8/2009

o gün bu gün

1 yıl geçti. aynı gün. tevafuk...
kapıdan girdiğimde her şey yerli yerindeydi. hatırladığım gibi. büyük bir aydınlık vardı ve huzur. ve aşağı inerken bir koku duydum. zannettim ki onun kokusu.
oturdum. yalnızdım. baktım etrafa sessiz sessiz. gözümde canlandı bilmediğim bir sürü anı.bilmeyeceğim...
zaman geçtikçe insan bazı şeyleri daha iyi anlıyor. ama yaşananlar tekrarlanmamak üzere geçip gidiyor. işte burukluk.
yine de güzeldi.

12/8/2009

haham

israilde hahamlar domuz gribi ülkenin tamamına yayılmasın diye uçağa binip dualar etmiş. bi de ne olduğunu anlamadığım bi şeyler çalmışlar-izleyenler bilir.  bizde buna benzer bi şey yapılsa o uçuğı yakarlardı herhalde. o hahamların yaptıkları da akıl karı değil ya "bizimkiler" de çok akıllı değil hani.

15/7/2009

methiye

1899-15 Haziran 1961. İstanbul.
 
O kadar çok isterdim ki onu görmeyi, tanışmayı, konuşmayı, tartışmayı... Peyami Safa; Büyük Usta. Kendi dönüşümünü yaşarken bunu romanlarına da taşımış ve okuyucuya tüm hücrelerine kadar hissettirmiştir.

Birçok konuyu bulmak mümkündür onun yazılarında. Fatih-Harbiye, Şimşek, Biz İnsanlar romanlarında Doğu-Batı tartışmasını insanların yaşadığı ve hala yaşamakta olduğu ikircikleri, arafta kalışın acılarını işlemiş, Cingöz Recai serisiyle polisiye hikayeler yazmıştır.

Matmazel Noraliya' nın Koltuğunda insan psikolojiyi, öfkeyi, adaleti,somnambül hallerini, dini bulur. Varoluşunun her zerresinin ne kadar anlamlı olduğunu, umudu ve korkuyu hisseder. Hissettirir çünkü usta. Kaldı ki Selma ve Gölgesi de böyledir. İnsanın aramakla bulamayacağı bir polisiye hikayeyi anlatır tüm gizemi ve psikolojik izleriyle birlikte. Başınız ağrır hissiyatın kuvvetinden ve rüyalarınız gölgelerle dolar.

Hayır, methiyeler yetmez Safa' ya! Klasiklere karşı olan önyargıma rağmen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu' nu okumam tesadüf değildir. Böyle başladı Server Bedii yolunda okumalarım ve klasiklere karşı gelişen ilgim.

Para kazanmak amacıyla yazdıklarında bile insan keskin zekasını görür onun. Ve dili farklı bir tat kazanarak akıcılığına da devam eder.

Yok, 10 tane romanı olmasına rağmen elimde hala hepsini okumuş değilim. Bu serüven bitsin istemem de tekrar tekrar okuyabilirim romanlarını.

Hissiyatı kuvvetlidir onun. Öyle ki oğlu Merve' ye bağlılığından olacak 1961' in 15 Haziran'ında Merve' den 6 ay sonra zahiri hayatı terk etmiştir.Bense 29 yıl kadar geç kaldım onu görmeye. Server Bedii-Peyami Safa- ölümü annem ve babamın doğumunun birleşimidir. 15 haziranla babam 1961 le annem. Dilerim sonsuzluğu huzurlu olur.