o, kavonozun içinde bir cenin. onu asla yemedim. elimi daldırdım içine ve başkalarını aradım. hayatta olanları. başıyla sonu birleşmiş bir cenin. rengi yeşil. tadını kavonozun içindekilere de bulaştırmış; acı. onun bu hale gelmesi ne acı. başkalarına bıraktım onu hep. başkalarını bekledim. doğumu ve ölümüydü orası. küçüktü. küçücük. ama kötüydü. en masum günahkardı.
o kavonozdan nefret etmedim. çünkü o yalnız bir cenin. geceleri geldim. başkalarını yedim. o her zaman yetim.
bağırıyordu; kurtarın beni. yaram hala çok yeni. bıraktım elimi. ben ona söz vermedim ki.
o cenin çürümüş. tazeyken öldürülmüş. bitmiş pörsümüş.
yok yok. yemedim. ben ona hiç kendi payım demedim. kimse de sahiplenmedi ya sevinmedim.
cenin
cenin
cenin